THY ile 13 saatlik uçuşla Sao Paolo’ya indikten sonra, 4 saatlik uçuşla; Brezilya’nın kuzeyindeki, Amazonas eyaletinin merkezi ve en büyük şehri olan, Amazon yağmur ormanlarının ortasındaki
Manaus kentine iniyoruz. 1 gece Manaus’ta konaklamamızdan sonra 3 gecelik, 150 kişilik, şirin nehir gemimize Amazon nehrinde gezinmek üzere yerleşiyoruz.

Amazonlarda 2 mevsim var, birisi yağmur mevsimi, diğeri çok sıcak yaz mevsimi. Biz onların kışı olan, yağmur mevsiminin bitim mevsiminde, en yüksek sezonda gidiyoruz. Mayıs ayında bile hava 20’li derecelerin üzerinde ve nem oranı çok yüksek.
Sivrisinekler ise kaçınılmaz. Mevsimlere göre, yağan yağmurlara bağlı olarak Amazon Nehri’nin suyu 20-30 metre alçalıp,
yükselebiliyor. 6440 km uzunluğundaki Amazon Nehri, Afrika’daki Nil Nehri (6695km) ile birlikte dünyanın en uzun nehirlerinden birisi. Taşıdığı su miktarı ise Missisipi, Nil ve Yangtze Nehirleri’nin taşıdıkları suların toplamından fazla. Tüm dünya nehirlerinin taşıdığı suyun yaklaşık %20-25’ini taşıdığı bilinmekte.

En geniş yeri 150 km, en dar yeri ise 2-3 km. Amazon yağmur ormanları ise 5.5 milyon km2’lik bir alanı kaplıyor. %60’ı Brezilya’da olmak üzere, Güney Amerika’daki 9 ülkenin sınırları içerisinde bulunuyor ve dünyanın en büyük ormanı.
40 bin ağaç çeşidi ile 130 bin çeşit omurgasız hayvan bulunuyor. Gezinin en keyifli bölümlerinden biri Manaquiri Bölgesinde Piranha Avı oluyor.

Gemiden inip, küçük botlara biniyoruz, ağaçların, çalı çırpıların içerisinden kafamızı eğerek geçip, sessiz bir yere bağlıyoruz teknemizi. Ahsap oltalarımızın ucuna etlerimizi takıyoruz ve turuncu piranha balıklarını yakalıyoruz. Balık yakalayamayana akşam yemeği yok! Rehberimiz piranhalar oltadan kurtulup, teknenin içine düşüp, ayaklarımıza saldırmasın diye açık ayakkabıyla tura katılmamamızı söylüyor. Vücudumuzda kanayan bir yer olmadıkça bize saldırmazlarmış. O kadar çok sinek ısırdı ki hepimizin bacakları kan gölüne döndü 🙂
Artık botu terketmek için çok geç!

Manaquiri Bölgesinde Timsah Gözetleme:

Korku filmlerinden fırlamış gibi, gece zifiri karanlıkta, ayın aydınlattığı Amazon Nehri’nde, kanolar ile timsah görmeye gidiyoruz. Etrafta börtü böcek ve kuş sesleri… Akıllı adamların yapacağı iş değil doğrusu. Rehberimiz 1 tane yakalayıp, tekneye alıyor, ve hepimiz resimler çekiliyoruz.

Manacapuru Bölgesinde Gün Doğumu Turu:

Sabah 5.30’da can yeleklerimizi geçirip botlara doluşuyoruz. Dingin sularda yol alırken güneşin kızıl bi aydınlatma ile yükselişini izliyoruz. Gemi’ye dönerken ise onlarca yunusun geçişini izliyoruz.

Manacapuru Bölgesinde Yağmur Ormanlarında Trekking:

Yemyeşil orman içinde, konuşurken yutma tehlikesiyle karşı kaldığımız sineklerle birlikte 2 saatlik bir yürüyüş yapıyoruz, değişik hayvanları ve bitkileri görüyoruz.

Gemimiz Manaus’a yaklaşırken kara renkli Rio Negro Nehri ve açık renkli Solimos Nehri’nin birbiriyle karışmadan iki ayrı renkli ayrık 2 akarsu gibi yanyana akmasını izliyoruz. Suların birbirine karışmama nedeni ise iki nehrin pH’si birbirinden farklı olması; biri alkali diğeri asit. Daha sonra bu iki nehir birleşerek Amazon Nehri’ni olusturuyor.

Manaus’tan sonra Salvador de Bahia adlı, Küba’yı andıran güzel binalardan oluşan, capcanlı yaşayan bir şehirde 2 gece kalıyoruz. Barlar, Restaurantlar, dükkanlar, binalar, rengarenk,hayat dolu, çok güzel…

Kısacası Amazonlar, havasıyla, suyuyla, doğasıyla, insanıyla, ölmeden önce yapması gereken çılgın rotalar arasında ilk 10’da yerini alıyor.

Gizem Çopuroğlu

gizem@gunesturizm.net

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close
Social profiles