Burası tüm dinlerin bir araya geçtiği bir bölge. Dünya üzerinde 3 semavi dinin kutsal kabul ettiği tek yer. Ortadoğu’da bulunan dünyanın en eski şehirlerinden biri.Akdeniz ve Ölüdeniz’in kuzey sınırında yer almakta.Tüm tabelalar 3 dilde yazılmış, İbranice, Arapça ve İngilizce.

Aslında Kudüs yolculuğumuz zorlu başladı.Çünkü İsrail’e ineceğimiz gün havaalanı bombalandığı için uçuşumuz iptal oldu. Filistin-İsrail arasında gerginlik olduğundan dolayı İsrail gezimizi biraz ertelemek zorunda kaldık.1 ay sonra tekrar gitmek için bilet aldığımızda açıkçası ailem biraz endişelendi, ama Kudüs’e varınca pek korkulacak bir şey olmadığını anladım. Haberlerde izlediklerimiz ile Kudüs şehri birbirine hiç benzemiyor.

Uçaktan iner inmez havaalanında diğer ülkelerden farklı bir şekilde sorgulanıyorsunuz. Kudüs’e neden geldiğiniz, nerede ve kaç gün kalacağınız , tanıdıklarınızın olup olmadığı vb sorular soruyorlar. Kudüs yerine Jerusalem demeye pasaport kontrolunde başlayın çünkü Jeruselem değil de türkçe olarak Kudüs’e geldiğinizi söyleyecek olursanız pasaport memuru bunu anlamayacak ve suratınıza bakacak. 🙂 Havaalanından tek bir otobüsle yaklaşık 50 dk’da Kudüs ‘ün merkezine ulaşıyorsunuz.

Kudüs İsrail’in en büyük şehridir.Tarih boyunca iki defa yok edildi, 23 defa işgal edildi, 52 defa saldırıya uğradı ve 44 defa ele geçirilip tekrar kurtarıldı.Şehrin en eski bölümüne, İsa’dan önce 4. yy’da ilk yerleşim gerçekleşti . 1538’de I. Süleyman hükümdanlığı altında, şehri çevreleyen duvarlar inşa edildi. Bugün bu duvarlar,Ermeni, Hristiyan ,Yahudi ve Müslüman olmak üzere dört çeyreğe bölünmüş olan Eski Şehri (Eski Kudüs) çevrelemekte. Eski Kudüs, 1981 yılında Dünya Mirasları arasına girdi ve ayrıca şehir, Tehlike Altında Olan Dünya Mirasları arasındadır.

Modern Kudüs, Eski Kudüs’ün sınırlarını aşarak çok büyümüştür. Müslümanlar için Kudüs üçüncü en kutsal şehirdir.İslamiyet’te Kudüs, Milattan sonra 610 yılında ilk Kıble olmuştur ve Kuran’a göre Hz. Muhammed, 10 yıl sonra Miraç‘a bu şehirden çıkmıştır. Kudüs, Yahudiler için en kutsal şehirdir çünkü kutsal kitaplarına göre, İsrail Kralı Davud, Milattan önce Kudüs’ü Birleşik İsrail Krallığı’nın başkenti olarak inşa etti ve oğlu Kral Süleyman, İlk Tapınağı şehrin içinde kurdu . Hristiyanlar için Kudüs’ün kutsallığı, İncil’e  göre İsa’nın bu şehirde çarmıha gerilmesinden ve 300 yıl sonra Azize Helena’nın İsa’nın hayatındaki hac noktalarını belirlemesinden gelmektedir.Sonuç olarak, küçük bir alan olmasına rağmen, Eski Kudüs, birçok dini önem taşıyan noktalara sahiptir. Bunların arasında  Tapınak Dağı, Ağlama Duvarı ,Kutsal Mezar Kilisesi ,Kubbet-us-Sahra  ve Mescid-i Aksa vardır.

Eski şehri sadece yürüyerek gezebilirsiniz. Tarihi dokusu gerçekten insanı çok etkiliyor.Benim elimden  fotoğraf makinesi hiç düşmedi. Her mahalle farklı kültür ve din dokusu olduğu için her defasında farklı duygular hissediyorsunuz.Müslüman mahallesi hepsi içinde en büyüğü.İçerisinde küçük hediye dükkanları, deri çantalar satan yerler bulunuyor.

Genelde dini önemiyle bilinmesine rağmen, Kudüs, birçok artistik ve kültürel yere sahiptir. İsrail Müzesi, yılda yaklaşık bir milyon ziyaretçi ağırlar ve bunların üçte biri turistlerdir. Kudüste kesinlikle gidilmesi gereken bir diğer müze Holacaust müzesi yani Yad Vashem.Burası Holokost kurbanları için bir merkez anıt niteliğinde bulunan bir müze.Gerçekten çok etkileyici şekilde tasarlanmış.Değişik bir mimariye sahip olan bu ilginç üçgen binaya ilk girişte duvara yansıtılmış video görüntüleri ile karşılaşılıyor. Bu videolarda 2. Dünya Savaşı öncesi Avrupa’daki Yahudi halkının gündelik hayatından kesitler bir araya getirilmiş. Daha sonra tüm Avrupa ve Hıristiyan alemi içinde çok eskiden beridir süregelen Yahudi düşmanlığı anlatılıyor ve örnekler veriliyor.

Akdeniz ikliminin görüldüğü Kudüs’te yazlar sıcak ve nemli ; kışlar serin ve yağışlıdır. Eylül ayında gittiğimiz Kudüs’te hava sıcaklığı çok güzeldi. Bizi hiç rahatsız etmeyen derecede bir sıcak vardı.

Zeytindağı Yahudiler için en önemli noktalardan biri .Yahudi inancına göre Zeytindağı’nın tam karşısına düşen eski şehrin kapılarından biri olan Altın Kapı Mesihin ilk görüneceği ve şehre gireceği yer. İddiaya göre Hz İsa Zeytin Dağında müritleri ile toplanıyor inançlarını yaymaya çalışıyormuş. Dahası son akşam yemeğini de bu dağda bir mekanda yedikleri söyleniyor.Zeytindağı’nın eteğinde yer alan mezarlıkta bulunan Yahudilerin ise ilk canlanacak insan olacağına dair yaygın bir inanış var.Bu yüzden bu mezarlar da şehirdeki en pahalı topraklar.

Kudüs, idari yapı olarak Müslüman, Hristiyan, Musevi ve Ermeni olmak üzere 4 mahalleye bölünmüş durumda. Ancak bu ayrışmayı burada pek hissetmiyorsunuz. Hem kutsal yerlerin birbiriyle yakın olması, hem de bir yerin bir diğeri içinde kutsal sayılmasından dolayı net bir ayrım yok.Ben de buradaki izlenimlerimi mahallelere göre anlatacağım.

Müslüman mahallesinde  bulunan ve kutsal sayılan Mescid-i Aksa girişinde ilk önce İsrail kontrol noktasında nüfus cüzdanı kontrolüne giriyorsunuz. Sonrasında ikinci kapıda müslüman görevliler tarafından aynı kontrolden geçiliyor.İçeriye Müslüman olmayan herhangi bir din mensubunun girmesi yasak olduğu için buraya girerken  Kuran’dan bir sure okumanız isteniyor.O yüzden yanınızda uzun bir etek ve başörtüsü kesinlikle bulundurun.Ben de günlük giydiğim pantalonun üzerine uzun bir etek giyip başımı kapattım. (Zaten sonradan öğrendiğime göre kadınların pantalonla girmesi yasakmış.)Kapıdaki görevli Müslüman olup olmadığımı sordu , Müslüman olduğumu söyleyince bildiğim ayetleri okumamı istedi,Müslüman olduğumuza inandıktan sonra içeri girebildik 🙂 Eğer Müslüman değilseniz ve içeri girmek istiyorsanız size sadece belli zamanlarda ve belli saatlerde fotoğraf çekimi için kısa bir süre izin veriliyor.

Kubbet-us-Sahra Müslümanlar ve Yahudiler tarafından kutsal kabul edilen kaya üzerine Emeviler devrinde inşa edilen, ortası kubbeli sekizgen bir bina. Burası aynı zamanda İslam mimarisinin bilinen ilk kubbeli örneğidir.Kubbesi 14 Ayar altından olan Kubbet-us-Sahra Hz Ömer tarafından yaptırılmış. Mescid-i Aksa’nın yanında aynı tepededir.Kubbet-us-Sahra’yı görünce hayran kaldım. Bir süre avlusunda sadece dış görünüşünü izledim çünkü gerçekten inanılmazdı.Renkler hala canlılığını koruyor .İçerisinde hem namaz kılanlar ve kutsal kayayı görmeye çalışanlar bulunuyordu.

İnanışa göre, Adem cennetten kovulup Dünya’ya düştüğünde elinde cennetten getirdiği bir kaç taş ile bu kayanın üzerine düşmüş. Daha sonra Havva’yı aramak için yola çıkmış ve Mekke’de bulmuş. Bulduğu yere hemen elindeki taşları koymuş ve küçük bir tapınak yapmış. İşte burası da Kabe olmuş. İnanışa göre Mahşer gününde o Kabe kanatlanacak ve Kudüste’ki Kutsal Kayanın üzerine konacakmış.

Yahudilerin en büyük ve en kutsal tapınağı bu kayanın üzerine yapılmış ve Kayanın altına Ahit Sandığı konulmuş.Hz. İbrahim oğlunu kurban etmek için bu kayayı seçmiş ve Allah oğlunun yerine kendisine bir koç göndermiş.

Hz. Muhammed, Medine’den Burak isimli atının üzerinde Küdüs’e uçarak gelmiş ve bu kayanın üzerine basarak Cennet’e yükselmiş. Kaya da kendisi ile birlikte gelmek isteyip yükselince Hz. Muhammed ayağı ile üzerine basmış ve Cebrail Melek de kayayı tutmuş.

Kubbet-us-Sahra’dan sonraki durağımız Mescid-i Aksa oldu.Burası da Müslümanlarca kutsal kabul edilen mekânlardan biridir ve Müslümanların ilk kıblesi olduğuna inanılır.Kubbet-us-Sahra’yla birbirlerine yürüme mesafesinde bulunuyorlar.Mescid-i Aksa’yı Yahudiler de kutsal kabul etmekte ve bu bölgeye Süleyman’ın inşa ettiği tapınağa nispetle Tapınak Tepesi adını vermektedirler.Mescid-i Aksa’nın ilk defa ne zaman inşa edildiği tam olarak bilinmemektedir. Bununla birlikte Peygamber Muhammed’den nakledilen hadislerde bu mescidin, Kâbe inşa edildikten kırk sene sonra inşa edildiği ifade edilir.

Yahudi mahallesinde Kudüs’te gezilecek yerlerden bir diğeri olan Ağlama Duvarı bulunuyor .Burası Büyük Tapınağın ayakta kalan Batı duvarı olduğundan dolayı Batı Duvarı (Western Wall) adıyla da bilinmektedir.Biz burayı Kudüs’e geldiğimiz ilk akşam ziyaret ettik.Yahudiler bu duvarın önünde dua ettikleri için, “Ağlama Duvarı” diye adlandırılan bu mekan haremlik-selamlık olarak ikiye ayrılmış; erkekler sol, kadınlar da sağ tarafa geçmek zorundalar.Yahudilerce kutsal sayılan bu bölgede birçok kadın geç saat olmasına rağmen ibadet halindeydi.Dindar yahudiler duvara karşı ileri geri hareket ederek dua okuyorlardı.Fazla muhafazakar olan kesimin yaptıkları ayinler çok farklı. Gerçekten duvara el sürmek ve duvarı öpmek  için yarışıyorlardı ve içlerinde ağlayanlar vardı.Biraz izledikten sonra onları ibadetleriyle başbaşa bırakıp oradan ayrıldım.

Yahudi mahallesinin içerisinde bir de sinagog gezme fırsatım oldu.Aslında yapı olarak kiliseyi andırıyor.Burada da Ağlama Duvarında olduğu gibi kadın ve erkek ibadet yerleri ayrılmış.

Kudüs’te dikkatimi çekenler arasında fanatik Yahudiler de vardı.Genç Yahudilerin, uzun simsiyah pardesülü,simsiyah fotr şapkalı ve kısa saçlı fakat başının her iki yanından saçının bir kısmının uzatılıp 15 cm uzunluğunda  örgü yapıp sallandırdığını görüyorsunuz.

Hristiyan mahallesine gelince ,Müslümanlar nasıl ki Kudüs’e gelince yarı hacı sayılıyorlarsa Hristiyanlar buraya gelerek tam hacı oluyorlar.Hristiyanlara göre Kudüs , Hristiyanlık tarihinin başladığı yer.Hz İsa bir takım iddialara göre Nasıra’da (Nazareth) başka iddialara göre de Beytüllahim’de (Bethlehem) doğmuş. Birincisi Kudüs’ün kuzeyinde ikincisi ise hemen yakında güneyinde bulunmakta. Hıristiyanlık inancını ise Kudüs’te yaymaya çalışmış.Saint Sepulcre Bazilikası, Hz İsa’nın çarmıha gerildiği, naaşının yıkandığı ve göğe yükseldiği noktada inşa edilmiş.Hristiyan mezhepleri bu kiliseye sahip olabilmek için yıllar boyunca çekişme içinde yaşadılar , ancak Osmanlı zamanında bu sorun Kilisenin anahtarını müslüman bir aileye emanet edilerek çözülmüş.Bazilikanın içindeki değişik alanlar, değişik hristiyan mezheplerinin kontrolunda bulunuyor.

Kudüs’ün Hristiyan mahallesinde 40 kadar dini yapı var. En çarpıcı yeri “Via Dolorosa” yani “Çile Yolu”: Hz.İsa’nın çarmıha gerilmek üzere ve sonradan üzerine çivileneceği çarmıhı sırtında taşıyarak katettiği yol.14 durak noktası, Hz. İsa’nın haçı taşırken durakladığı ve zaman zaman da yere düştüğü noktalar anlamına geliyor.Her bir istasyonda olan olay anlatılıyor. Örneğin Hz. İsa burada annesi ile konuştu ya da havari Simon hacı onun yerine taşımak istedi gibi açıklamalar var. Bu noktalara kiliseler inşa edilmiş.Sion tepesinde (eski şehrin en yüksek noktası) yer alan “bütün kiliselerin anası” Holy Sepulchre Kilisesi bu acılı yolun son noktası.Kilise duvarında İsa’nın çarmıha gerilme hikayesini anlatan resimler mevcut.

Hristiyan mahallesinde sokaklarda birçok hediyelik eşya, dini obje ve otantik giysi mağazasından oluşan dükkanlar bulunuyor. Dört bir yanda haç, Hz İsa, Meryem vs objelerinin yanısıra Hristiyan mahallesi olmasına rağmen Müslümanlık ve Musevilik dinlerine has hediyelik objeler de yer alıyor.

Ermeni Mahallesinde ise açıkcası Müslüman, Hristiyan ve Yahudi mahallelerindeki gibi önemli dini yerler bulunmuyor.Burada sadece dolaştık.Öğrendiğim kadarıyla burada Ermenilerin kendilerine ait bir patrikhaneleri bulunuyormuş.

Kudüs’ü ziyaret ettiğinizde dikkat edin ve şehrin büyüsüne kendinizi kaptırıp Kudüs Sendromuna kapılmayın 🙂 Psikiyatrist Heinz Herman tarafından yapılan araştırmaya göre  “Kudüs sendromu” denen hastalık ; insanın kendini şehrin dayanılmaz büyüsü ve çekiciliğine kaptırmasıyla ortaya çıkıyor.Kısaca kendini peygamber ya da kutsal biri sanma vakası!  Dini halüsinasyonlar, takıntılar ve aşırı dindarlığa yönelmeyle seyrediyor, şehir terkedildiğinde her şey normale dönüyormuş 🙂

İsrail devamlı güvenlik endişesi ile yaşadığı için gümrük giriş ve çıkışında çok sıkı inceleme yapılıyordu. Nitekim girişte yapılan sorgu gibi dönüşte de havaalanından çıkabilmek için uzun bir kuyruk bekleyip sorgulamaya giriyorsunuz. Kesinlikle havaalanına en az 3 saat erken gitmenizi tavsiye ediyorum. Beklediğimiz sıra çok uzundu, ve bizim sıramız geldiğinde kadın polis memuru bu görevin tamamen prosedür olduğunu, herhangi bir şekilde suçlu statüsüne girdiğimiz için değil ülkeden çıkan herkes için aynı sorgunun uygulandığını söyledi.Türkiye’de nerede kaldığımızdan tutun da evli olup olmadığımız, nerede okuyup çalıştığımıza kadar tüm detaylarıyla sorular soruldu ve pasaportumuza sorgudan geçtiğimize dair bir işaret konulduktan sonra uçağımıza gidebildik.

Bana göre şehri bu kadar ilginç kılan şey birbirine bu kadar yakın yerlerde bütün dinlerin iç içe olarak yaşaması.Sokakta yanınızdan Musevi biri geçerken bir taraftan istavroz çıkaran birini görebiliyorsunuz, ya da bir tarafta kilise varken Mescid-i Aksa’dan ezan sesi duyabiliyorsunuz.Buraya gelip de etkilenmeyecek insan olacağını pek sanmıyorum ,özellikle de tarih ve din konusuyla ilgileniyorsanız! Her sokağında farklı bir tarih ve gizem yatıyor. Bu kadar çok kültürlü bir ortamda aslında sonsuz hoşgörü olması gerekirken , insanların tüm insanlığa ve dinlere ortak mal olan yerleri paylaşamaması beni çok üzüyor.Bu kadar kutsal inancın toplandığı bir yerde, neden bu kadar inanan insanın birbirlerine bu kadar düşman olduğunu anlamak çok zor. Umarım herkes birlikte anlayış ve hoşgörü içerisinde yaşamayı artık öğrenir ve dünya daha yaşanır ve daha güzel bir yer haline gelir!  ❤

Yad Vashem

Müzik Önerisi :

https://www.youtube.com/watch?v=tL9KWB0M4UU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close
Social profiles