Kont Dracula’nın Yuvası Transilvanya

Bugün tarihin en korkutucu diyarlarından biri olan Transilvanya topraklarına yolculuk yapalım dedik. Transilvanya bildiğiniz gibi korku hikayelerinin vazgeçilmez iki başrol oyuncusu vampirler ve kurt adamların ana vatanı. Hatta korku hikayelerinin esas oğlanı Kont Dracula’nın gerçek hayatta da yaşamış olduğu bir şehir. Şehrin böyle anılmasında mimari yapısı, puslu iklimi ve derin ormanları oldukça etkili. Tüm bu ögeler insanlığın popüler kültür hikayeleri ile birleştiğinde şehir de kendine ait bir yığın mit oluşturmuş durumda. Hikayelerin gerçek payı var mıdır yada bu durum seyahatinize yön vermek üzerinde etkili olur mu bilemiyoruz ancak Transilvalya’nın muazzam doğası ve eşsiz tarihi zenginliği kesinlikle görülmeye değer.

Transilvanya, Romanya’nın güney bölgesinde Karpat Dağları’nın bulunduğu alanda yer alıyor. Şehri çevreleyen bu dağlar aynı zamanda Transilvanya Alpleri olarak da anılıyor. Şehirde çok uzun yıllar boyunca Macarlar yaşamış, bu nedenle şehrin gerçek ismi Erdel olarak biliniyor. Aslında şehrin tarihi nedeni ile bizim ile de bir bağlantısı bulunuyor. 1526 yılında Mohaç Meydan Savaşı yaşandıktan sonra şehrin kontrolü Osmanlı’nın eline geçiyor. Bu durum Transilvanya’nın hem eşsiz bir Orta Çağ mimarisine sahip olurken diğer yandan Osmanlı’dan kalma kültür izlerinin de görülmesine neden oluyor. Şehrin günümüzdeki hale gelmesi ve Avrupa’nın bir parçası olarak kabul edilmesi de II. Dünya Savaşı’ndan sonrasına dayanıyor.  Bu arada şehri ziyaret etmeyi düşünen yolcularımızın anlatılan korku dolu hikayelerle daha da ürpermesine neden olacak bir haberden bahsedelim. Transilvanya’da yapılan kazı çalışmalarında vampirlik ile ilgili kalıntılar bulunmuş ve bu şehrin o dönem daha popüler bir rota haline gelmesine neden olmuştu.

Kont Dracula efsanesi kökenlerine kısa bir seyahat..

Efendim,  söz konusu şehir Transilvanya olduğunda Kont Dracula (vampirlerin atası) hikayelerinden bahsetmeden olmaz. Çünkü gerek tur gezilerinde gerekse şehri biraz araştırdığınızda hikayenin ne kadar popüler olduğunu hemen hemen her noktasında size anlatıldığını fark edeceksiniz. Aslında vampir hikayelerinin kökeni ve Kont Dracula’nın oluşumu İngiliz Edebiyatına dayanıyor. Aslında sıkı bir kitap okuyucusu olarak, Lovecraft’ın muhteşem korku hikayelerinde vampir benzeri anlatımlar görebiliyorsunuz. Ancak hiçbir zaman tam anlamı ile vampir olarak geçmiyor. Sanıyorum bu anlatımlardan esinlenen bir İngiliz edebiyatçı Avrupa’yı gezerek yerel mitleri araştırırken bugün Transilvanya olarak bildiğimiz şehre geliyor ve anlatılan vampirlik hikayelerinden o kadar etkileniyor ki, kısa bir süre içerisinde dünyaca ünlü bir fenomen olacak olan Dracula hikayesini kaleme alıyor. Her ne kadar daha sonra bir çoğunun hiç var olmadığı bazılarının sahte olduğu ortaya çıksa da yazar araştırmalarından elde ettiği birçok veriyi vampirlerin varlığına delil olarak sunuyor. Aynı zamanda bu kadar kısa zaman içerisinde bir fenomen haline gelmesinin bir başka nedeni de hikayenin tarihsel olaylara ve tarihi kişilere dayandırılıyor olması. Oluşturulan bu efsane öylesine büyük bir etki yarattı ki günümüzün korku filmlerin ve hikayelerinde hala yer buluyor.

Kısa Bir Transilvanya Turu…

Evet, Avrupa’da Romanya’nın bu şehrinin hakkındaki efsaneden bahsettikten sonra detaylı bir rehber olmasa da kısaca Transilvanya’da neler görebileceğinizden bahsedelim. Öncelikle şehre girer girmez hakkındaki efsanelerin neden bu kadar gerçekçi olduğunu anlıyorsunuz zira karşınıza çıkan manzara bir anda tarihte 100 yıl kadar geriye gitmişsiniz hissi uyandırıyor. Şundan bahsetmek gerek kesinlikle. Seyahatinizi burada geçirecekseniz, yolların pek ideal olmadığını bilmelisiniz. Ne yazık ki asfalt yol ağı fazla gelişmiş değil. Ancak şehrin özellikle doğal güzellikler bakımından en can alıcı noktaları şehrin kırsal kesimlerinde yer alıyor. Buraya ulaşım sağlamak için iki iyi seçeneğiniz var. Bunlardan biri otobüsler diğeri tur firmalarının araçları.

Ülkenin doğu kesiminde hakim olarak konuşulan dil Macarca’dır. Doğu tarafı bir dönemin için Almanların akınına uğramış ve bu kesime Almanlar tarafından 7 hisar ve birçok kilise inşa edilmiş. Aynı zamanda şehrin belirli bölgeleri UNESCO tarafından dünya mirası listesine alınarak koruma altına alınmıştır. Sahip olduğu doğa ve tarihi doku nedeni ile eşsiz olan bu yerler Transilvanya ziyaretçilerinin mutlaka görmesi gereken yerler arasında bulunmaktadır.

Eğer Transilvanya’yı ziyaret edecekseniz bilmeniz gereken bir diğer önemli noktada yeraltı sularıdır. Şehrin termal kaynakları özellikle romatizmal hastalıklar için oldukça iyi bir tedavi sunar. Aynı zamanda Avrupa içerisinde de termal merkezleri ile ünlüdür. Kalacağınız otelin bünyesinde bu kaynaklardan bulanmasına yada otelin kaynaklara yakın olmasına dikkat edebilirsiniz. Şehrin çevresini Saran Karpat Dağları kartpostallara yakışan manzaralar sunduğu zengin bir bitki örtüsü ve hayvan popülasyonuna da ev sahipliği yapar. Eğer bir arkadaş gurubu ile seyahate gidiyorsanız bir doğa yürüyüşü etkinliğinde bulunabilirsiniz. Ancak bölgenin karanlık ormanları içerisinde vaşak gibi vahşi hayvanlar ile karşılaşma ihtimaliniz de bulunduğunu unutmayın.

Vampir efsanelerinin gerçeğe döndüğü Transilvanya şehrine bir gezi düzenlemek için yolculuğunuza  NeredenNereye.com üzerinden uçak bileti alarak başlayabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close
Social profiles